H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z



MAGAZİN

HABER

SİNAMA

OTOMOBİL

TATİL

TEKNOLOJİ

SPOR



KADIN

MÜZİK

SAĞLIK

MODA

DİN

VİDEO

ÇOCUK



« Önceki |

16/7/2007

Kadın ve Şehvet

.

AŞK, kesin biraz yakın temas, biraz da kaybetme korkusuyla besleniyor.

İçinde oyun var. Aşk oyunları bunlar.

Cilveleşme deyin isterseniz.

Hayvanlardan pek farkımız yok. Bunu görmek ve kabul etmek isteyene, o medeniyete varmışlara göre tabi.

Kadınlar da erkekler de oyun oynuyor; iyi oynayanlar kazanıyor, gerisi kaybediyor.

Yılların hayat arkadaşı, karı-koca olmuşluğu adına, ben, karım bazen vamp olsun isterim.

Başkasını bilmem, ben hafif meşrep görmem karımı vamp veya şehvet dolu diye.

Karım dediğim insan bu! Sevdiğim kadın.

Bana vamp olacak. Bana şehvetli olacak.

Neleri paylaşıyor insan. Kadın gelmiş beni sevmiş, ben de onu sevmişim, beraber tek vücut olmuşuz, dönüp de: “vay sen niye şehvetlisin!” diye kadınını hor gören Adam hasta bence.

O kadınlara kolay gelsin./_newsimages/3655735.jpg

Hem karısını öyle görmek istemeyen Adamın aklı, başka kadınlarda vamplık arıyor. Bu da biz erkek milletine hastır.

Nedense kadınımızın sokakta anne, yatakta orospumuz olmasını isteriz; ama bunu ona söylemeyiz.

Zavallı kadın da utanır, ayıplar kendini. Kocasına şehvet gösterse bir türlü, göstermese bir türlü. Oysa, arzulu olmak basitlik değildir.

Anladığım kadarı ile kadınlar için kolay değil. İlk adımı Adamlar atacak diye yazılmış bir kere.

Bir de şöyle bakın: evlenene kadar siz de az şehvet dolu olmadınız! Çocuk olunca, ya da aradan yıllar geçince mi utanmak, sıkılmak, yorulmak çıktı geldi aramıza? İşte ben bunu anlamıyorum.

Karmaşıksınız ve ne istediğinizi bilmiyorsunuz diye düşünüyorum. Üzerine bizden de yeterince destek yok, o da doğru.

Bir öyle, bir böyle yalpalama söz konusu. Kıskansak kötü oluruz, kıskanmasak önemsemiyor oluruz.

Bu benim içinde bulunduğum durum, sizi bilmem. 

Benim hala fantezilerim var. Önceden karımın da vardı. Sanırım onun kalmadı, ya da eski halini kendi hatırlamıyor. Bana “Uyu Adam!” diyen gözlere bakıyorum şimdilerde.

Ama esas garip ve ilginç ve karmaşık olan, sanki bana “uyu” derken aslında demiyormuş gibi de bir hali var. Peki ben nasıl anlayacağım?

Uyumalı mıyım? Uyandırmalı mıyım?

Yanaşsam bir türlü, yanaşmasam “E sen yanaşmadın” durumu.

Siz “kadın olmak zor” diyorsunuz, Adam olmak nasıldır hiç düşündünüz mü?

Adam


16/7/2007

Karı-Koca doktorluk olduk!

.

İlk ve tek göz ağrımız

Bana sorsanız, bize bizi yansıtıyor.

Karım “Doktor” diye tutturdu. Hadi dediği olsun “ya bir bildiği varsa” dedim, gittik doktora.

Kitaplar öyle diyormuş. Arkadaşları da öyle diyorlarmış.

Esas, Annesi öyle diyormuş! O zaman kesin gidilecek.

Karım annesinin söylemlerini kanun gibi algıladığı için bu haldeyiz zaten!

Hep başkaları daha iyi biliyor.

Hele annesinin bilmediği ne var bilmiyorum!

Bizi bizden daha iyi bilen 3. şahıslar var etrafımızda ve benden başka herkesin görüşü de kayda değer. Kapılara yumruk atasım var ya, yürü git oğlum diyorum. 

Bu ara acayip gerginim.

Ben, “sen rahatla azıcık, gerilme devamlı, gülümse, biraz gevşe, sarılalım birbirimize, arada çocuğumuz da görsün” diyorum.

Yok kardeşim! Dinletemiyorum.

Ben ilkelim.

Ben ne anlarım babalıktan!

Bencil Adamın tekiyim.

Aklım fikrim de sekste.

“İyi ya işte! Bak canım seni çekiyor. Ne güzel. Ya canım başkasını çekseydi?” diyorum bu sefer de tehdit etmekle suçlanıyorum.

Hem madem ben baba olmayacak Adamdım, ne diye yaptık biz bu çocuğu anlamadım gitti.

Hani beni bu kadar bencil ve vurdumduymaz görüyorduysa karım, “ben senden hamile kalmak istemiyorum” deme şansı da, hakkı da vardı!

Zorla mı bırakacaktım?!!

Daha neler!

Vur yumruğu duvara, çık git!

Yapamıyorum. Kahretsin, ne biçim işse seviyorum kadını.

Kadın bir psikoloğa gittik.

Acayip etkilendim.

Hoş bir kadın.

İnsanın gözlerinin içine bakan kadınlar var aslında etrafta. Adam bazen sinirler de gerginse görüyor. “Yanlış” kavramı göreceli oluyor o zaman. “Benim gözüm görmez” diyen de yalancı tabi!

Ya da Adam nasıl söylesin, kesin korkuyordur karısından. Kıskançlık ve sorgulama olmasa bunlar da konuşulur karı-koca arasında; ama nasıl?

Adamın gözü başka kadına kaymayacaksa da kaydırılır. Bu da sizin marifetiniz. Haberiniz ola.

Neyse, bu kadın doktor fena değil.

Bize dair bir şeyler sorunca sanki biraz yüzlerimiz kızardı. Kaçamak cevaplar verdik filan. Ama kimse kendi üzerine de almak istemiyor. Anladım ki esas çocuk biziz. Çocukta sorun filan yok.

Biraz diş biledim, biraz da haz duydum. Benim öneriler pek de yanlış çıkmadı.

“Stres dolu, yemek yedin/yemedin sofrası yerine, hoşsohbet bir akşam yemeği” deyince doktor, neredeyse ayıptır söylemesi, içimden hareket çekmek geldi karıma; ama yapmadım tabi.

Bir de çok ilginç bir şey anlattı kadın:

“Çocuk uzun bir süre dünyanın merkezinde, olan biten her şeyin de sorumlusu olarak görürmüş kendini. BEN MERKEZCİ bir dünyası vardır belli bir yaşa kadar” dedi. Ve şöyle düşünürmüş çocuk; “BEN ne yaptım da annem-babam kavga etti?” veya “BEN ne yaptım da annem-babam mutsuz oldu? Bunlar hep benim yüzümden” diye algılar hep kendini suçlar ve mutsuz olurmuş.

Bu da kapak oldu bize.

Benim anlatamadığımı, yapamadığımı, Doktor Hanım yapacaksa, ne ala.

Parama ve vaktime geçer sözüm. İkisini de koyarım ortaya.

Bunu da deneriz anasını satayım.

Adam

16/7/2007

Romantizm neden biter?

.Uzun süreli bir ilişkiden sonra artık romantik anların azaldığını hatta yok olduğunu mu fark etmeye başladınız? Ya da uzun zamandır aradığını bulamayan ve artık aşka inanmayan biri misiniz? O zaman romantizmi ayakta tutmanın yollarına şöyle bir göz atsanız iyi olacak...

Bütün ilişkiler, istisnalar hariç, romantizmle başlar. Çiçekler, kartlar, mektuplar hepsi art arda gelmeye başlar fakat bir gün gelir artık ne çiçek gelir, ne kart yazılır, ne mektup. Bu sadece sizin ilişkinizde değil çevrenizdeki herkesin ilişkisinde böyledir. Peki bu doğal bir süreç mi? Kendine uygun birini arayan ve bulduğunda da kaybetmek istemeyen erkek ve kadın gün geliyor da nasıl böyle yabancılaşıyor?

Aslında aşkın kaderi bu; romantizm öldüğünde aşk da yavaş yavaş ölüyor. Her ikisinin de ölme nedenini ise 3 olaya bağlayabiliriz; hayal kırıklığı, kırgınlık ve sahiplenme duygusu.

1. Hayal kırıklığı: İnsanlar ve ilişkiler bizi her zaman hayal kırıklığına uğratır. Bu bilenen bir gerçektir. İlişkinin en başında karşımızdaki kişi aradığımız kişidir ve ondan iyisi yoktur. Fakat zaman geçtikçe onun tüm karakter özelliklerini tanımaya ve onun nasıl bir insan olduğunu anlamaya başlarsınız. Ve işte hayal kırıklığı… Aslında o sizin düşündüğünüz kişi değildir. Bu hayal kırıklığı yaşandığı andan itibaren daha az heyecan hissetmeye ve karşınızdaki kişiye daha az ilgi duymaya başlarsınız.

2. Kırgınlık: Her ilişkide yaşanan bir olaydır kırgınlık daha çok da en baştan beri sorunlar yaşanan ilişkilerde görülür. Verilen sözlerin unutulmasına, randevuların ertelenmesi ile kırılmaya başlarız. Daha sonra ise sevgilimizin bize söyledikleri ya da söylemedikleri bizi incitmeye başlar. Kırılganlıklar ihtiyaçların giderilmemesi ile daha çok artar.

3. Sahiplenme duygusu: Belki bir ilişkiniz var belki de evlisiniz. Bütün zorluklar aşılmış. Öyle değil mi? Sizin ya da eşinizin tüm ilgisi çocuklarda, işte, arkadaşlarda vs. Artık bu ilişki aynı ilişki mi? Birbirinizi kaybetme korkusunu yitirdiğiniz zaman o ilişki de romantizm kalmaz. Böylece herkes kendi hayatına birlikte ama yalnız olarak devam eder.

Eğer romantizm size bir anlam ifade ediyor ve aşk için romantizm diyorsanız yazımızda geçenleri tekrar gözden geçirin ve bir an önce önlem alın.


16/7/2007

İşte erkeğin kadından farkı

."Erkekler niye böyle" diye düşünmeye gerek yok! Kadınlar ve erkekler arasında 45 temel fark olduğunu biliyor muydunuz?

Ergenlik sivilcesi: Erkeklerin sivilce sorunu daha fazladır. Bu da daha çok testosteron hormonundan kaynaklanmaktadır. Bu hormon yağ bezlerini uyarır ve derideki gözeneklerin tıkanmasına, dolayısıyla da sivilceye neden olur.

Vücut kokusu: Erkeklerin vücut kokusu kadınlardan çok daha güçlüdür.

Saldırganlık: Erkekler kadınlardan daha saldırgan olup bedensel güç kullanımına daha eğilimlidirler. Bunun açıklaması da testosterona bağlanmaktadır. Buna karşılık kadınlar kelimelerle saldırır ve savaşırlar.

Spor: Spor konusunda erkekler kadınlardan daha hızlıdır ancak kadınlar daha dayanıklıdırlar.

Kan: Erkeklerde 4.5, kadınlarda 3.6 litre kan vardır. Erkek kanı daha koyu kıvamlıdır, bir damlasında 1 milyon kan hücresi vardır. Toplam olarak erkeklerde 1 santimetreküp kanda 5 milyon alyuvar vardır, bu da kadınlara kıyasla yüzde yirmi fazlalık demektir. Erkeklerin tansiyonu da kadınlardan yüksektir: 140/88. Bu değer kadınlarda 130/80'dir.

AIDS: Her dört AIDS hastasından sadece biri kadındır. Nedeni ise kadınların baskın olan X kromozomundan iki tane taşımasıdır. Çünkü bir sağlıklı, bir hasta gene sahip olsalar bile sağlıklı gen hasta gene baskın çıkar ve hasta değil taşıyıcı olurlar. Erkeklerde ise Y geni hastalıklı X genini baskılayamaz.

Yüzme yeteneği: Kadınlar derilerinin altındaki yağ tabakası nedeniyle daha iyi yüzerler.

Yaş dönümü: Kadınlar menopoz döneminde ateş basması, uykusuzluk, şişmanlama, gece terlemeleri ve vajina kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar. Erkekler andropoz denen yaş döneminde hemen hemen hiçbir bedensel belirti yaşamazlar.

Vücut ısısı: Erkeklerin vücut ısısı kadınlardan daha yüksektir.
Su: Erkek vücudunun yüzde 60-70'i sudan ibarettir. Kadın vücudundaki su oranı ise yüzde 50-60 arasındadır.

Cinsel organlar: Ana cinsel organlar erkekte vücudun dışında bulunur ve kolayca yaralanabilir. Kadında vücudun içine gizlenmiş olup korunmadadır.

İskelet: Erkeklerin omuzları daha geniş, kolları ve bacakları daha uzun, kemikleri daha ağır, eklemleri de daha büyüktür. Buna karşılık kadınların kalça kemikleri daha geniş, eklemleri daha esnektir.

Ses telleri: Kadınların ses telleri daha kısa olduğundan sesleri daha tizdir.

Vücudun ağırlık noktası: Omuz ve kalça iskeletleri farklı olduğundan, kadınların ağırlık noktası erkeklerinkinden daha aşağıdadır.

Duyu organları: Kadınların işitme ve koklama duyuları daha güçlüdür. Buna karşılık erkekler ışığa karşı daha hassastır. Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçer.

Enerji harcaması: Erkekler hareketsiz halde, vücudun metrekaresi başına ortalama 39,5 kalori yakarlar. Kadınlar ise 37 kalori. Erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2700 kalori, kadınınki 2000 kaloridir.

Yağ: Erkeklerde kadınlarınkinin yarısı kadar yağ dokusu vardır. Kadınlarda yağ dokusu vücudun yüzde 27'sini oluştururken, bu değer erkeklerde yüzde 15'tir. Kadın vücudunda erkeklerden 3,5 kg daha fazla yağ vardır. Yağ, erkeklerde karın bölgesinde toplanırken kadınlarda daha çok kalça, baldır ve göbekte yoğunlaşır.

Hastalıklar: Erkekler hayatları boyunca kadınlardan ortalama 40 gün daha az hastalanırlar.

Dirsek: Kadınlar erkeklere kıyasla kollarını dirsekten 6 derece daha fazla açabilirler.

Kromozomlar: Erkek ve dişilerde toplam 46 kromozom vardır. Bunların yarısı babadan, yarısı anneden gelir. Bu 46 kromozomun içinden iki tane cinsiyet hormonu vardır ki; bu erkekte XY, kadında XX olarak bulunur.

Saçlar: Kadınların saçları daha sık ve daha dirençlidir. Saç kökleri iki milim daha derinde olduğu için erkeğinki kadar çabuk dökülmez.

Deri: Erkeklerin toplam 1,8 metrekare, kadınların 1,6 metrekare derileri vardır. Kadını derisi daha ince ve kuru, bu yüzden de daha hassastır. Erkekte ter bezleri ve deri altı yağ bezleri daha fazla olduğundan derisi yağlıdır ve daha çok terler.

Mastürbasyon: Erkeklerin yüzde 93'ü, kadınların yüzde 62'si kendini mastürbasyonla tatmin eder.

Akciğerler: Erkeklerin akciğerleri kadınlarınkinden yüzde 50 daha geniş hacme sahiptir.

Yemek: Aynı kilodaki kişilerden, erkekler kadınlardan daha çok yemek ihtiyacı duyarlar; çünkü metabolizmaları daha hızlıdır.

Antikorlar: Kadınlar daha çok antikor üretirler, bu yüzden de erkeklere kıyasla bakteri ve virüs hastalıklarına daha seyrek yakalanırlar.

Ağlamak: Kadınlar erkeklerden 5 kat fazla ağlarlar. Genellikle de saat 19.00-22.00 arası.

Beyin: Erkek beyni yüzde 14 daha ağırdır. Buna karşılık kadınlarda iki yarım küre arasındaki iletişim daha iyidir.

Dölleyebilme yeteneği: Erkekler ileri yaşa kadar, kadınlar ise menopoza (yaklaşık 50 yaş civarı) kadar dölleyebilme ve döllenebilme yeteneğine sahiptir. Erkeklerde sıcaklığın artışıyla dölleyebilme yeteneği azalır. Kadınların döllenmeye müsait oldukları en uygun olan oda sıcaklığı 17 derecedir.

Safrakesesi taşı: Kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin yüzde 8'inde safrakesesi taşı oluşur.

Kalp atışı: Erkeklerin kalbi daha büyüktür ve daha yavaş çarpar: Dakikada ortalama 72. Bu değer kadınlarda 80'dir.

Gelişme: Buluğ çağına kadar kızlar erkeklerden daha hızlı büyürler (10'a 8 oranında). Erkek çocuklar 14-15 yaşları arasında gelişmeye başlarlar ve 20 yaşına kadar bu büyüme gerçekleşebilir. Kız çocukları en hızlı 12-13 yaşları arasında gelişirken 17-18 yaşında bu gelişme durur.

Sıcaklık duyarlılığı: Kadınlar kalın yağ dokuları nedeniyle soğuğa daha dayanıklıdırlar.

Yaşlanmak: Erkekler kadınlardan daha hızlı yaşlanırlar. 55 yaşındaki bir kadın bedensel gücünün yüzde 90'ına sahiptir. Oysa aynı yaştaki bir erkek gücünün sadece yüzde 70'ine sahiptir. 35 yaşındaki bir erkeğin damar sistemi 50 yaşındaki bir kadınınkine eşdeğerdir. Buna karşılık kadında sadece cilt daha ince olduğundan çabuk yaşlanıp kırışır. Kadınlar yaşlanma olayını psikolojik olarak erkeklerden çok daha kolay kabullenirler.

Kaslar: Erkekler kadınlardan yüzde 50 oranında fazla kas gücüne sahiptir. Buluğ çağında erkeklerde kas hücrelerinin sayısı 20 misli, kadınlarda 10 misli artar. Erkekler kadınlardan üçte bir oranında daha güçlüdürler.

Buluğ: Erkekler buluğ çağını 10-15, kadınlar 9-14 yaşları arasında yaşarlar.

Yaşam süresi: Erkeklerin ortalama omrü 71,5 yıl, kadınların 78 yıldır.

Bacaklar: Erkeklerin bacakları daha uzun ve kaslıdır. Bu yüzden kadınlardan daha hızlı koşar, daha uzağa zıplarlar.

Vücut ölçüleri: Erkek ortalama 175 cm boyunda ve 73,5 kg ağırlığındadır. Göğüs çevresi 98,5cm , beli 80,4cm'dir. Kadın ortalama 160 cm boyunda olup 61,2 kg'dir. Göğüs çevresi 90,1; kalça genişliği 96,5 cm; beli 74,3 cm'dir.

Adem elması: Gırtlaktaki adem elması adlı çıkıntı sadece erkeklere hastır.

Solunum: Erkekler dakikada ortalama 16 kez soluk alıp verir. Kadınlar ise dakikada 20-22 kez soluk alıp verir. Her iki cinsin günde soludukları miktar ise aynı olup 12 bin litredir.

Cinsel organda tüylenme: Genital tüylenme, erkeklerde göbeğe kadar çıkarken kadınlarda göbeğin altında yatay bir çizgide biter.

16/7/2007

Kadına hakarettir

.Bakan Çubukçu “Güzel ve Dahi” adlı programın yayından kaldırılmasını istedi.


Çubukçu, RTÜK'e başvurarak, Show TV'de yayınlanan “Güzel ve Dahi” adlı programın yayından kaldırılmasını istedi.

Çubukçu RTÜK Başkanlığı'na gönderdiği yazıda, “Söz konusu yarışma programı, kadınların medyadaki olumsuz ve küçük düşürücü imajlarının temsilinin bir örneği konumundadır” dedi.
BAKAN İSTEDİ RTÜK UYARDI

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Show TV'de yayınlanan “Güzel ve Dahi” adlı yarışma programı nedeniyle ilgili kuruluşun uyarılmasını kararlaştırdı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 7 Temmuz 2007'de tarihinde yayınlanan ve bir evde yaşayan güzel kızlarla bilgi seviyesi yüksek erkeklerin katılımıyla yapılan “Güzel ve Dahi” adlı program RTÜK'ün bugünkü toplantısında ele alındı.

Toplantıda, RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesi'nin raporlarını değerlendiren Üst Kurul üyeleri, ilgili programın 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 4. maddesinin (u) ve (z) bentlerine aykırı olduğu görüşüne vardı.

Buna göre, ilgili yayın kuruluşunun uyarılması kararlaştırıldı.

3984 sayılı kanunun (u) bendi, “Kadınlara, güçsüzlere, özürlülere ve çocuklara karşı şiddet ve ayrımcılığın teşvik edilmemesini”, (z) bendi ise “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmamasını” içeriyor.

Programa katılan genç kızların, aralarında Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanları ve başbakanlarının, tarihteki önemli kişilerin ve tanınmış sanatçıların isimlerini dahi bilmemeleri nedeniyle çeşitli toplum kesimlerinden ve sivil toplum örgütlerinden tepki toplamasıyla gündeme gelen programla ilgili Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da RTÜK'e bir yazı göndermişti.

Çubukçu, ilgili yazısında söz konusu programın “İsminden, duyurularına ve formatının detaylarına kadar cinsiyet ayrımcılığının en kaba halinin tezahürü olarak ekranlarda yer aldığını” bildirmişti.



Çubukçu, Dünya Kadın Konferansları dokümanlarında ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nde (CEDAW) kritik alan olarak medyanın toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısının, toplumsal yaşamın her alanına yerleştirilmesi için gereken zihniyet dönüşüm sürecinde çok önemli bir role sahip olduğunu belirtti. Bu belgelerde, medyanın özellikle kadınlara yönelik bakış açısının değiştirilmesinde ve kadınların hayatlarına olumlu katkılarda bulunma noktasında güçlü bir araç olma potansiyeline sahip olduğunun altının çizildiğini ifade eden Çubukçu, formatı bu yönde kurgulanmış programların ve son zamanlarda yürütülen sosyal kampanyaların olumlu örnekler olarak görüldüğünü kaydetti.

Medyanın çeşitli kaygılarla sosyal sorumluluk içeren kamu hizmeti yayıncılığı anlayışından uzaklaşmasının, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir toplumsal yapı oluşturma çabalarının önünde ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade eden Çubukçu, Show TV'de 7 Temmuz'dan itibaren yayınlanmaya başlanan “Güzel ve Dahi” adlı yarışma programının “kadınların medyadaki olumsuz ve küçük düşürücü imajlarının temsilinin bir örneği” olduğunu vurguladı.

“GÜZEL VE APTAL KADIN KLİŞESİ YENİDEN ÜRETİLİYOR”

“Güzel ve aptal kadın” klişesinin medya tarafından söz konusu program aracılığıyla yeniden üretildiğini kaydeden Çubukçu, “Güzel ve aptal kadın klişesi, medya tarafından bu program aracılığıyla yeniden üretilmekte, zeki olmak erkeklere, güzel ve akılsız olmak kadınlara atfedilmekte, bu iki nitelik birbirinin karşıtı olarak temsil edilmektedir” dedi.

Çubukçu, Türkiye'de okuma-yazma bilmeyen kadınların oranının yüksek olduğu ve kamusal alan etkinliklerine katılımların düşük olmasının yanı sıra televizyon izleme oranının yüksekliği de göz önüne alındığında medyanın, özellikle radyo ve televizyonun öneminin bir kat daha arttığına işaret etti. Kadını ikinci sınıf olarak gören, aşağılayan cinsiyetçi değer yargıları üzerine temellenen cinsiyet ayrımcılığının, kadınların sosyo-ekonomik ve kültürel alanlara katılımı gibi pek çok haklardan yararlanmalarının önünde engel teşkil ettiğini kaydeden Çubukçu, bu durumda medyanın da sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin ne kadar öncelikli olduğunun ortaya çıktığını ifade etti.

Medyadaki cinsiyetçiliğin ortadan kaldırılmasında önemli siyasalardan birinin de özdenetim yapılarının kurulması olduğunu belirten Çubukçu, şunları kaydetti:

“Başkanlığınız ve Televizyon Yayıncıları Derneği işbirliğiyle televizyon kuruluşlarının 3 Temmuz 2007'de kabul ettiği 'Yayıncılık Etik İlkeleri' hem bu açıdan hem de ilkeler arasında 'yayın kuruluşlarının ırk, renk, dil, din ve cinsiyet ayrımcılığına, aşağılama ve ön yargılara yer vermemek', 'kadınların sorunlarına karşı duyarlı olmak ve kadınların nesneleştirilmesinden kaçınmak' maddelerine yer verilmesinden dolayı önemli bir gelişme olarak görülmektedir.

Ancak, söz konusu ilkelerin altına imza atan Show TV'nin bir hafta geçmeden, kabul ettiği ilkelerle çelişen bir programı yayınlamaya başlaması, zihniyet dönüşümü için daha çok çaba sarf etmek gerektiğini göstermektedir.

Bu çerçevede, Başkanlığınızca anılan programın değerlendirilerek yayından kaldırılması hususunda gereğini rica ederim.”

16/7/2007

Kolları yok araba kullanıyor

.
İki kolu da eksik olarak verdiği hayat mücadelesi görenleri hayrete düşürüyor!..
2,5 yaşındayken yaşadıkları apartmanın elektrik odasına girerek kabloları tutması sonucu iki kolunu da feci şekilde yanan 27 yaşındaki genç kadın, sağlıklı her insanın yapabildiği her şeyi yapıyor. Hatta araba bile kullanıyor!

Motorlu Taşıtlar İdaresinden kendisine verilen tek şart ise 'otomatik' vites bir araba kullanması. Sol ayağı ile gaz ve freni sağ ile direksiyonu idare ettiğini belirten genç kadın aynı zamanda Amerika'da ödüller almış bir atlet.

Ayak parmakları normal bir insandan çok daha fazla gelişme gösterince Barbara hayatını devam ettirmek için her işini ayaklarıyla yapmaya başlamış. Dişini fırçalayabiliyor, hatta çok güzel makyaj da yapıyor.

Doktorların kollarını kestikleri gün 'fazla yaşamaz' dediği Barbara, inanılmaz yaşama sevinci ve gücü ile diğer sakatlara cesaret vermesi için Discovery Channel sağlık programına bile konuk olmuş.
<****** type=text/**********>changeTarget(document.getElementById("news_content"))

13/7/2007

Aldatılmanın işaretleri

.

'Acaba sevgilim beni aldatıyor mu' diye paranoya olduysanız bu işaretlere dikkat edin...Kadın

Artık sizinle fazla ilgilenmiyorsa...
Bir zamanlar, her yaptığınız ve her söylediğinizle ilgilenirdi. Ancak birden bütün bunlar önemsiz olmaya başladı. Sadece hatalarınızı kabullenmiş ve sizi olduğunuz gibi kabul etmiş olabilir, ancak yepyeni biriyle tanışmış da olabilir.

Farklı kokuyorsa...
Sevgiliniz birden yeni bir koku kullanmaya başladıysa korkmayın. Ancak giysilerinde ve vücudunda bir erkek kokusu varsa, şüphelenmeye başlayabilirsiniz.

Yalanlarını yakalıyorsanız...
Eğer açık bir yalanını yakaladıysanız, şüphelenmeye başlayın. Ancak unutmayın, bir kez yalan söylemesi onun her zaman yalan söyleyeceği anlamına gelmez.

Size yaklaşmaktan çekiniyorsa...
Birdenbire sevgili yerine arkadaş gibi davranmaya başlaması, başka biriyle ilgilenmeye başladığının sinyali olabilir.

Yepyeni bir görünüme büründüyse...
Birden farklı giysiler giymeye ve sürekli kuaföre gitmeye başladıysa, şüphelenmeye başlayabilirsiniz. Bütün bunları yeni bir işe başladığı için yapıyorsa, fazla korkmanıza gerek yok. Ancak yeni bir işe başlamadıysa ya da bu değişiklikleri sizin için yapmıyorsa, tehlike sinyalleri çalıyor demektir.

Sağlığına birdenbire daha fazla önem vermeye başladıysa...
Sürekli spor salonuna gidiyor, daha sağlıklı yiyecekler yiyor ve kısa zamanda kilo vermeyi amaçlıyorsa, daha dikkatli olun. Bunları sadece sizin için yapıyor olabilir. Ancak spor salonundan dönüp duş aldıktan sonra nereye gittiğini size söylemiyorsa, şüphelenmeniz için iyi bir nedeniniz var demektir.

İş saatleri uzamaya başladıysa...
Terfi etmediyse ya da çok önemli bir proje üzerinde çalışmıyorsa, iş saatlerini uzatmasının arkasında bambaşka bir nedeni var demektir. Ya sizinle bir sorunu var ya da başka biriyle ilgileniyor olabilir.

Sürekli yeni iş arkadaşından bahsediyorsa...
Konuştuğu her şey yeni iş arkadaşıyla ilgiliyse, ancak bu adamı siz bir türlü etrafta göremiyorsanız, size onunla ilgili bazı şeyleri anlatmıyor olabilir. Tehlike sinyalleri çalıyor, dikkat...

Sizi ailesinden uzaklaştırıyorsa...
Bir zamanlar sizle tanıştırmak için can attığı ailesini sizden uzak tutmaya başladıysa, bazı hatalarını onların arkasına saklıyor olabilir.

Birden saldırgan ve paranoyak olduysa...
Durup dururken her söylediğinizi yanlış anlıyorsa... Ona sorduğunuz en ufak soru bile kavgaya dönüşüyorsa... Bazı telefonları cevaplamaktan kaçınıyor, size garip sorular soruyorsa... Artık onunla oturup her şeyi açıkça konuşmanız, ikiniz için de en iyisi olacaktır.


 

13/7/2007

Erkekleri anlama rehberi

.

Erkekleri çözmek bazen imkansızdır. Ama artık herşeyin bir çözümü var. İşte kadınlar sordu, uzmanlar cevapladı.

Erkekler Mars’tan kadınlar da Venüs’tense, her iki cinsin de birbirini anlamak için bu kadar çok vakit harcamasında şaşılacak bir şey yok.

Erkeklerle ilgili en çok sorulan soruların yanıtlarını sizin için araştırdık:

1- Zor kadını oynamak erkeklerin hoşuna gider mi?
İşe yaramakla kalmaz, doğru biçimde oynandığı takdirde ilişkiye sıcak bir başlangıç da sağlayabilir. İşin sırrı erkeklerin, kovalamacanın verdiği heyecanı sevmelerinde yatar. İnsan ele geçiremediğini ister. Bir şekilde ilgilendiğinizi belli etmekle birlikte biraz mesafeli davranırsanız, işi kaptınız demektir. Öte yandan, bu kovalamacayı onu teşvik edici küçük hareketlerle de renklendirmelisiniz. Ona göz süzercesine yukarıdan bakmanızın ve kararsız davranmanızın hayal kırıklığı yarattığını sezerseniz, ona göz kırpın. Bildik bir senaryo gibi gelse de, erkekler kovalamayı en az bizim kovalanmayı sevdiğimiz kadar severler. Erkeğinize doğru oltayı atın. Tünelin ucunda ışık olduğunu bilsin yeter.

2- Erkekler neden berbat dinleyicilerdir?
Erkekler aslında berbat dinleyiciler değillerdir. Sadece kötü birer editördürler. Onlara özellikle spor, seks ya da kendilerine yakın buldukları başka bir konuyla ilgili önemli veya ilginç bir şey söylediğinizde, şayet basketbol maçı izlemiyor ya da gazete okumuyorlarsa, kulaklarını dört açarlar. Ne var ki daha az ilgilerini çeken konulara gelindiğinde (moda, diyet furyaları, en iyi arkadaşınızın erkek arkadaşı), başlarını salladıkları, mırıldandıkları ya da dinliyormuş gibi yaptıklarında da değişen bir şey olmaz. Aslında sohbetten koptuklarının farkına bile varamazsınız. Fark ettiğiniz takdirde, öfkenizin birkaç saat boyunca dinmeyeceğini bilirler. İnandırıcı gelmedi mi? Belki de... Ama gerçek bu. Bir şeyleri değiştirmeye çalışmak istiyorsanız, önünüzde iki seçenek var: Ya erkeğiniz sizin hiç de ilginizi çekmeyen bir konudan bahsederken onunla ilgilenmiyor görünün (bunun farkına bile varmazsa hiç şaşırmayın) ya da konuşmalarınızın konularını daha büyük bir dikkatle seçin. Moda sohbetlerini arkadaşlarınıza saklayabilirsiniz.

3- Erkeğimin daha sevgi dolu olması için ne yapabilirim?
Erkek-kadın ilişkilerinde sürekli gündeme gelen sorulardan biri daha... Muhtemelen kimsenin işe yarar bir çözüm üretememiş olmasından kaynaklanıyor. Sevdiğiniz erkeğin size karşı daha sevgi dolu olmasını istiyorsanız ‘erkekler köpeğe benzer’ teorisinden yararlanarak, ona gelmiş geçmiş en bilimsel köpek olan Pavlov’un köpeği gibi davranın. Baş başa kaldığınızda erkeğinize küçük sevgi gösterilerinde bulunun. Örneğin arkasından yaklaşarak ona sarılın. Ona sarılırken gülümsemesini sağlayın. Kulağına size özel küçük esprilerden birini fısıldayın ya da pazar günü boyunca, sizden en ufak bir şikayet belirtisi duymadan, bütün gün spor kanalı izleyebileceğine söz verin. O da zaman içinde sevgi gösterilerini iyi şeylerle ilişkilendirecek, bu zevk verici davranışın karşılığını verme fikrine ısınacaktır. Ne kadar karşı koyamasanız da, ona bu konudan söz etmeyin. Sağlıklı bir ilişkide iletişimin yeri tartışılmaz ama ona ne kadar sevgi dolu olmasını istediğinizden söz ederseniz, gerçekte öyle olmasa da ağlayıp sızlanıyor izlenimi vermiş olursunuz. Böylece, hiçbir yere varamazsınız. Bazı şeyleri konuşmak yerine davranışlarınızla ortaya koyun. Sabırlı olun, bu iş biraz zaman alabilir.

4- Erkekler kadınların yatakta ne istediklerini dile getirmelerinden hoşlanırlar mı?
Bu isteklerinizin nasıl olduğuna bağlı. Bir erkekten daha geç boşalmasını veya daha güzel kokmasını isterseniz, alacağınız cevabın olumlu olma olasılığı düşüktür. Özel konuları konuşmaktan utanıyor ya da onu incitmek istemiyorsanız, oturup baş başa konuşmaktansa, yatakta bazı yeni hareketleri kendiniz uygulamayı deneyin. Tepkisini ölçün. Daha sonra, ondan bu konudaki düşüncelerini öğrenebilirsiniz. Yüzü kızarabilir, geçiştirmeye bile çalışabilir. Ama en azından, ona da yatakta yaratıcı olması için yeşil ışık yakmış olursunuz.


 

13/7/2007

Kadınlar seçimde önemli rol oynayacak"

.The Economist, Atatürk’ten bu yana kadınlara yönelik “en radikal reformlar”ın AKP hükümetince gerçekleştirildiğini belirtirken bu reformların, AKP’ye daha dindar seçmenlerin arasında oy kaybına mal olabileceğini öne sürdü.

Türkiye’de 22 Temmuz’da yapılacak seçimlerde kadınların önemli bir röl oynayacağı öne sürüldü. The Economist dergisi, Atatürk’ten bu yana kadınlara yönelik “en radikal reformlar”ın AKP hükümetince gerçekleştirildiğini belirtirken bu reformların, AKP’ye daha dindar seçmenlerin arasında oy kaybına mal olabileceğini öne sürdü.

The Economist dergisi, son sayısında Türk kadınlarının 22 Temmuz’daki seçimlerde oynanacağı role, “Türkiye’nin seçimi” başlıklı analizde işaret ederken “Kadınların Türkiye’de 22 Temmuz’da yapılacak seçimlerde önemli bir rolleri olacak” yorumunu yaptı.

İstanbul’nun İslamcı unsurların ağırlığının hissedildiği Çarşamba ilçesindeki insan manzaralarına dikkat çeken dergi, Türkiye’de birçok laik kadının, “ılımlı” AKP’nin seçimi kazanması halinde “Atatürk’ün cumhuriyeti”nin Çarşamba’ya benzemesinden korktuklarını kayderken "generaller ve laik muhalefetin, bu korkuları cesaretlendirmek için ellerinden geleni yaptığı, taktiklerinin zaman zaman sonuç verdiği" görüşünü dile getirdi.

Cumhuriyet mitinglerine katılan orta sınıf kadınları, merkezi Berlin’de olan Avrupa İstikrar Girişim adlı kuruluş tarafından yayınlanan “Türkiye’de Seks ve Güç” adlı etüdü okuması halinde İslam ve modernite ile ilgili görüşlerinin değişebileceğini öne süren dergi, Türk kadınlarının gerçekten Atatürk’e çok borçlu olduğunu, ancak etüde göre, Atatürk’ün getirdiği değişikliklerin “küçük bir kentsel elitin dışında Türk toplumunu pek etkilemediği”ne işaret ettiğini kaydetti.

CİNSİYET EŞİTLİK KONUSUNDA TÜRKİYE AVRUPA’NIN SONUNDA

The Economist, Türkiye’nin, bankacılık, tıp ve üniversitelerdeki artan kadınların sayısına karşın cinsiyet eşitlik konusunda diğer Avrupa ülkelerinin gerisinde olduğunu belirtti. Dergi, kadının parlamento ve işgücündeki payı açısından Türkiye’nin sonunda olduğunu, kadınlara yönelik şiddetin arttığını, sadece geçen yıl 842 kadın öldürüldüğünü ve bin 113 kadına tecavüz edildiğini yazdı.

Buna karşın, Atatürk’ten bu yana kadınlara yönelik “en radikal reformlar”ın AKP hükümetince gerçekleştirildiğini yazan dergi, kocaların artık resmen aile reisi olmadığını, kadınların da çalışmak için eşlerinin iznine ihtiyaç duymadığını anlattı.

Dergi, AKP’nin, kadınlara yönelik reformların daha dindar seçmenlerin arasında oy kaybına bile mal olabileceğini öne sürerken “Çarşamba’da birçok kişi, açık bir biçimde İslamcı olan Saadet Partisi’ne destek vermeye söz veriyor” diye yazdı.

AKP’yi eleştirenlerin, partinin kadınlar konusundaki reformlarını inandığı için değil, AB’yi memnun etme arzusundan gerçekleştirdiğini söylediklerine dikkat çeken dergi, bunun örneği olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın zinayı cezalandırma girişiminin dile getirildiğini kaydetti.

CHP’nin adaylarından sadece yüzde 10’unun kadın olduğuna dikkat çekildiğini belirten dergi, ancak 62 kadın adayı olan AKP’nin bu konuda çok daha iyi bir performans göstermediğini kaydetti. Dergi, üniversiteler ve yargıda türban yasağının kaldırılmasını talep edenlerin görüşlerine de yer verdi

 

13/7/2007

'Baştan çıkaran' gıdalar

.

Sihirli etki vadeden parfümleri unutun, cinsel yaşamınıza hareket katmanın anahtarı mutfağınızda saklı!


 

Jennifer Warner

Araştırmacılar, afrodizyak gıdaların kokuları, tatları ve görünüşleriyle cinsel uyarıcı etki yaratmanın dışında, sizi daha iyi kur yapan bir sevgiliye dönüştürebileceğini söylüyor.

Afrodizyaklar, psikolojik etkilerine ve cinsel yaşamın her evresinde yarattığı değişime bağlı olarak üç gruba ayırıyor:

Flört besinleri

Potansiyel eşinizi ararken, keyfinizi yerine getirerek kendinize olan güveninizi artıracak, sizi canlandıracak ve kur yapmaya yöneltecek besinleri seçmelisiniz.

Flört dostu gıdalar

Pul biber
Baharatlı gıdalar kalbe kan akışını ve metabolizmayı hızlandırırlar.

Muz
İçerdiği kimyasallarla beyinde keyif arttırıcı etki yaratır ve özgüveni artırır.

Havuç
İçerdiği yüksek lif  nedeniyle cinsel arzuları uyandırıcı etki yaratabilir.

Baştan çıkaran gıdalar

İkinci aşama, baştan çıkarma. Afrodizyaklar testesteron gibi cinsel hormonların salgılanmasını ve genital organlardaki kan basıncını artırarak vücudu aşk için hazır hale gelmesini sağlar. Ayrıca hızla ihtiyacınız olan enerjiyi temin eder.

Karides
İyot açısından zengin olan karides ve diğer deniz ürünleri, tiroid bezlerinin çalışması ve sağladığı enerji açısından önemlidir.

Çikolata
İçerdiği kafein nedeniyle çikolatanın uyarıcı bir etkisi vardır. Bunun yanında salgıladığı mutluluk hormonuyla keyif verir.

Zencefil
Zencefil kökünün, kadın ve erkek cinsel organlarındaki kan basıncını artırdığı söylenir.
 
Zeytin
Yeşil zeytinin erkekleri daha güçlü yaptığına, siyah olanların ise kadınların cinsel dürtülerini artırdığına inanılır.

Domates
Puritanlar tarafından aşk elması olarak tanımlanan domatesin cinsel canlandırıcı olarak ün yapmıştır.

Elma
Adem ve Havadan beri bu meyve baştan çıkarmayla eş anlamda kullanıldı.

Potasyum, fosfor, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin bu meyve hormon ve enerji düzeyini artırır.

Cinsel performans için gıdalar

Keşif ve orgazm olan son aşamada, insanlarda koku duyusu diğerlerinin önüne geçer ve afrodizyak gıdalar da bu yolla etki sağlar. 

Hangi kokunun seksüel canlanmayı artırdığına dair yapılan bir araştırmaya göre, her besin erkeklerde yarattığı cinsel bir karşılığı bulunuyor ve bazıları da diğerlerine göre daha etkili oluyor.

"Örneğin peynirli pizza erkeklerde kan basıncını artırmada %5 oranında, tereyağlı patlamış mısır %9, balkabağı turtası ise %40 etkili oluyor.

Buna karşılık çiçek kokulu parfümlerin sağladığı etki ise yalnız %3 iken, kadınlarda  erkek kolonyası vajinadaki kan basıncının düşmesine neden oluyor.

Gıdaların cinsel yaşam ve performans üzerinde neden etkili olduğu konusunda birçok teori var. Fakat bu etkiler fiziksel ve psikolojik yapıya ve kişilerin geçmiş birikimlerine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Uzmanlar afrodizyak gıdaların etkilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinin unutulmaması gerektiğini ekliyorlar.

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı